IDSB

    15 TEMMUZ BASIN AÇIKLAMASI

    15 Temmuz 2016 bu necip milletin tarihinde dönüm noktası olan ender günlerden biri oldu. Kırk yıl boyunca haince dokunmuş sinsi bir planın son noktasının konulmaya çalışıldığı karanlık bir geceydi.

    Devletin tüm kademelerine sızan, vatan millet sevgisini unutan ve gözünü kan bürümüş bir yapılanmanın kanlı bir kalkışma ile her ne pahasına olursa olsun bir milleti esir almaya çalıştığı bir geceydi 15 Temmuz.

    En gelişmiş tanklara, savaş uçaklarına, helikopterlere ve hain timlere karşı üstat Mehmet Akif’in “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var / Ulusun, korkma, kim böyle bir imanı boğar!” dizelerinde tarif ettiği kararlılıkla kalbinde imanla karşı çıkan, “Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın!” emri istikametinde göğsünü siper eden bir milletin, tarihe kahramanlık destanı yazdığı, dahili ve harici düşmanların bunca yıldır birlikte hazırladıkları hain bir planı bir gecede bozguna uğrattığı bir gündür 15 Temmuz.

    Türkiye ile ilgili ağızlarını her açtıklarında özgürlüklerden, insan haklarından ve çoğulculuktan, sivil yönetimlerden dem vuran demokrasi munafıklarının o gece ve sonrasında üç maymunları oynadıklarını gördük.

    Bu değerlerin bekçisi ve ana vatanı olduklarını söyleyen ülkeler ve yerli işbirlikçileri 15 Temmuz darbe girişimi karşısında hep tereddütlü ve pısırık cümleler kurdular.

    Bu sözde değerler arkasına saklananlar, ikiyüzlülüğün en kayda değer örneklerini verdiler ve aramızdaki tüm dostluk (!) ilişkilerini ve stratejik otaklıkları unutarak o hain güruhun elemanlarına kucak açtılar.

    Dünyanın sözde gelişmiş ülkelerinin hiç tereddüt etmeden, darbeyi önlemiş bu kahraman milletin yanında durması gerekmez miydi?

    Halbuki Asya-pasifik’ten Hindo-Pak ülkelerine, Orta Doğu’dan Afrika’ya uzanan muazzam bir coğrafyada İslam dünyasındaki kardeşlerimiz o gün bizlerle beraber sokaklara döküldüler ve gözyaşlarıyla dualar ettiler.

    15 Temmuz süreci bu yüzden kimin dost, kimin düşman olduğunu açıkça gösteren bir turnusol kağıdı hükmündedir.

    Bu cengâver milletin evlatlarının elinde bayrağından, göğsünde imanından başka bir şey olmadan tanklara, toplara böylesine karşı koyabilmesi, asla unutulmaması ve unutturulmaması gereken muazzam bir kahramanlık hikâyesidir.

    Bu mücadele yeni nesillere her kademede aktarılmalı, kendilerine miras bırakılan bu ülkenin ve değerlerinin önemi genç zihinlere kazınmalıdır.

    Bu hain FETÖ terör yapılanması ve dahili-harici işbirlikçileri ile mücadele, ülkemizde ve milletlerarası zeminde hukuki süreç içerisinde mutlaka kararlılıkla devam etmeli, milletimizin varoluşuna kastedenler hak ettikleri en ağır surette cezalandırılmalıdırlar.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.