IDSB

    Kudüs ve Mescid-i Aksa Basın Açıklaması

    Mescid-i Aksâ! İsra Sûresi’nin 1. âyetinde açıklandığı üzere “çevresi mübarek kılınan” kutlu bir mekan; Allah Rasûlü’nün buyurduğu üzere de “yeryüzünde Allah için kurulan ikinci mescid” (Buhari, Enbiya 40; Müslim, Mesâcid 1,2.). Terörizmi kendine resmi politika, bir yol haritası yapmış korsan devlet İsrail’in değil tüm Müslümanların toprağı Kudüs’de bina edilmiş kutsal mekanımız! 

    Maalesef bu kutlu mabedimiz, uluslararası camiada devlet vasfı taşıyan ve gerçekte son derece organize bir terör örgütü gibi davranan İsrail’in, türlü entrikalarla mübarek şehir Kudüs’ü yahudileştirme politikalarının son halkası olarak, belirli gün ve saatlerde belirli yaş guruplarına kapatılarak zamansal, etrafındaki camilerin yıkılıp yerlerine sinagoglar inşa edilerek mekânsal ayrıştırma ve yutma politikalarından sonra şimdide Cuma namazlarını kılmak üzere ibadetlerini yerine getirmek için mescidlerine koşan Müminlere kapatıldı.

    Uzun zamandır Müslümanları kışkırtmak amacıyla Mescid-i Aksa etrafında yaşlı, genç, kadın çocuk demeden katliamlarına devam eden, kirli postallarla Kıble Camii’nin içinde terör estirip ibadet eden insanlara gaz bombalarıyla, plastik mermilerle saldıran, camide bulunan Kur’an-ı Kerimleri yerlere atıp üzerlerinde tepinen korsan devlet İsrail’in son kışkırtmalarından biridir bu.

    Terör devletinin, Müslümanların Mescid-i Aksa’da Cuma Namazı kılmasını engellemesinin ardından, polisin kapılarda dedektörle arama yapması ve aralarında, Mescid-i Aksa Barış Elçisi, Hatibi ve Eski Kudüs Müftüsü İkrime Sabri’nin de bulunduğu Müslüman kardeşlerimize ses bombası ve plastik mermiyle müdahalede bulunması asla kabul edilemez.

    Kudüs ve Mescid-i Aksa, ne bir Filistin sorunu ne de bir Arap sorunudur. Bu bir insanlık sorunu mazlum bir milletin varoluş sorunu bir insan hak ve hürriyetleri sorunudur. 

    Terör örgütü İsrail’in, yaklaşık bir haftadır Mescid-i Aksa ile ilgili kışkırtmaya yönelik yaklaşımlarının Filistin’de kan dökmeye yönelik bir çaba olduğu, emrivakilerle fiili durum oluşturarak, dünyayı yeni planlarına alıştırma oyunundan başka bir şey olmadığı gün gibi aşikârdır.

    Müslümanlara karşı ağızlarını açtıklarında insan hak ve hürriyetlerinin çiğnendiğinden endişelerini (!) dile getiren demokrasi münafıklarının bu planlar karşısında ne kadar sessiz kaldıklarını, bilakis siyonist devlete arka çıktıklarını görüyor fakat şaşırmıyoruz.

    Tüm Müslümanların toprağı Kudüs ve kutsal mabedimiz Mescid-i Aksa’ya karşı tüm Müslüman devletlerin başta kuruluş felsefesinde Kudüs’ün haklarını savunmak bulunan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da sessizliğe bürünmesi esef verici ve düşündürücüdür.

    İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’nın işgali kabul edilemez, İsra ve Mirac’ın şehri Kudüs’ün işgali kabul edilemez!

    Siyonizmin son kalesi korsan devlet İsrail’in bu tür uygulamalarını nefretle kınıyor vicdanını kaybetmemiş uluslararası camiayı ve Müslüman devletleri bir an önce önlem almaya ve seslerini yükseltmeye davet ediyoruz.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.